Şuan sitede 1458 kişi var.                                                                                    

Ana Sayfa
Üyelik
Başlangıç Sayfanız Yapın
Sık Kullanılanlara Ekle
İletişim Bilgisi
 

Sağlık Eczanesi

.

Tel :

0 (424) 218 10 64

Fırat Eczanesi

.

Tel :

0 (424) 212 40 11

»

Nöbetçi Eczane Tam Liste

»

Bağlantılar Tüm Liste

Sizin Dünyanız Hangisi ?

Kitap Tanıtımını İçin Tıklayın

Ajan Salt

Tarihi : 03.09.2010
Sinema : Saray Sinemaları
Sinema Tel : 247 77 55

Başlangıç

Tarihi : 03.09.2010
Sinema : Saray Sinemaları
Sinema Tel : 247 77 55

Büyükler

Tarihi : 03.09.2010
Sinema : Saray Sinemaları
Sinema Tel : 247 77 55

Son Hava Bükücü

Tarihi : 27.08.2010
Sinema : Saray Sinemaları
Sinema Tel : 247 77 55
 

 

25.11.2006

Arif Çakmak

 

 Köşe Yazarlar

Kesin İnançlılar

Eric Hoffer,  Yahudi olan ailesinin Almanya`dan Amerika`ya göç etmesinden bir kaç yıl sonra, New York`ta dünyaya geldi.Onun hayatında eserleri dışında kayda değer bulunan yaşam kesiti San Francisco limanında  işçi  olarak yükleme boşaltma işi yapmasıdır. Hoffer kör iken bir gün babasının "Bu budala çocuktan ne hayır gelir ki" dediğini hatırlamış ve dayanılmaz bir arzuyla "Budala"yı satın almış. Hoffer bu kitabı okuduktan sonra o kitapçıda ne kadar kitap varsa hepsini birer birer okumuş.
         Eserleri  13 yabancı dile çevrilmiş olan  ve  kitaplarının üniversitelerde siyasal bilgilere yardımcı kitap olarak okutulmasından sonra toplumda aranılan bir kişi haline gelmesine rağmen Hoffer, her yaşta özelliklede bireylerin fikir ve inanç yapılarının oluştuğu dönemlerde okunması zorunlu eser yazan bir düşünür.
          Kitle hareketlerinin anatomisini yazan Hoffer, Kesin İnançlılar isimli kitabında, din, milliyetçilik ve sosyalizm başta olmak üzere bu hareketlere dahil olan insanların psikolojisini, toplum içerisindeki tutumlarını ve kimlerin neden bu hareketlerde hangi rolü niçin aldığını öylesine net anlatır ki, kitabı okuyan herkes kendi yaşamı içerisinde, düştüğü yanılgılar, kullanılmışlıkların tamamını görme şansını bulacaktır
          Hoffer, bizlere milliyetçi, devrimci ve dini kitle hareketlerinde renk farklılığına rağmen varolan ortak yön ve hayat anlayışını sunuyor.Tüm farklı renkler, hareketinin geleceğine yön vermek, onu üstün kılmak için aç kalmaktan tutun, ölmeyi göze almaktadır.Oysa uğruna öleceği kesinlik,  içerisinde büyüdüğü çevre, gözlerinin görebildiği ufukla ortaya çıkan anlayış ve değişmesi aslında çok kolay olan yaşam biçimi düşüncesidir.Oysa birey şunu görememektedir.Zaman ve gelişen toplumsal süreç, bireyi önüne geçilmez bir hız ve şekille zaten değişecektir.
          Türkiye’deki kitle hareketleri ve siyasi akımları incelediğimizde sosyalist, milliyetçi dini söylemlerde uç noktalarda olan bir çok ismi zaman içerisinde zıt yaşam şekilleriyle görürüz.Günümüzde yılların eski tüfekleri, mücahitleri ve reisleri olarak adlandırılan kimlikleri  bugün geldikleri nokta itibariyle gözlemlersek, Eric Hoffer’in kitle hareketlerini ve bu hareketlere iman etmiş, bu hareketlerde kendi var etme çabası anlayışının  ne kadar doğru tanımlanmış olduğunu göreceğiz
         Temelinde başka bir insan olma isteğiyle başlayan, kitle içindeki birey daha sonra öğrenmeden ve sindirmeden  inandığı ya da inandırıldığı düşüncelerle toplumu değişme / vatan kurtarma arayışlarına başlamaktadır.Bu her dönemde ve belirli yaş aralıklarında herkesin karşısına çıkan bir gerçektir.Burada kötü olan henüz kendisinin de bütününü sindirmediği fakat beraberinde kendisinin de inandırıldığı ve bir gün geriye dönüp baktığında anlamlandırmakta zorlanacağı mücadeleler için uzun yıllarını  heba etmesidir
          Eric Hoffer , aslında bizlere yaşam dersleri vermektedir.Fark etmeyenler için kayıp zamanlarını bir an önce telafi etme çağrısı yapmaktadır
         Nietzsche, ümidin değişim gereksiniminden doğduğunu ve zararlı olduğunu ısrar etmektedir.Hoffer, karamsarlıktan öte bireyin uydur-kendin inan etkenini hatırlatarak, anlamsız ve sonu aynı kapılara çıkan kullanılmışlıklar ve kendini ispat etme hırsıyla ortaya çıkan bozuk psikolojiden kurtulmayı öğretir
          Okuduğunuzda , her defasında yeniden okuma isteği duyacağınız satırlarla dolu olan bu kitabı dostlarıma ve sevdiğim insanlara ısrarla hep önerdim.İçerisinde yaşadığımız toplumda var olan, geleneksel din anlayışı, yeni arayışlarla ortaya çıkan sapkın yaşam biçimleri, kapalı toplumlarda var olan ve toplumda gözle görülmeyen menfi yaklaşımlar, sınıf üstünlüğü, ezilmişlik ve geri kalmışlık kültürü, içi doldurulmamış ismi sınırsız özgürlük sloganları, dünyayı yönetebilecek tek üstünlük ve kabiliyetteki millet anlayışları, diğer kültürlere kapalılık başta olmak üzere bir çok yapının özelliğini bu kitapta bulabileceksiniz.Sözün özü , yaşamınızdan bir kesiti ya da hala içerisinde olduğunuz kitle hareketinde bizzat kendinizi bulacaksınız.Ne kadar acı ki: Hoffer, üzüleceğinizi düşünmeden yüzünüze söyleyecek içinde olduğunuz yanılgıları..  ve cesaretiniz varsa tüm inandıklarınızı yeniden gözden geçirme ihtiyacı duyacaksınız
        Kesin İnançlılardan okumaya ve düşünmeye değer bazı önemli tespitlerle sizleri baş başa bırakıyorum

* İnsanoğlu büyük adam olmak için hevesle doludur fakat bir gün anlar ki sadece küçük bir adamdır, mutlu olmak için hevesle doludur fakat bir gün anlar ki sadece mutsuzdur, mükemmel olmak için büyük hevesler taşır fakat bir gün anlar ki sadece kusurlarla doludur, insanlar tarafından sevilen ve sayılan bir kimse olmak için devamlı ümitler taşır fakat bir gün anlar ki kusurlarından dolayı sadece insanların hoşgörüsüne layık görülmektedir. İşte dışına çıkmaya imkan bulamadığı bu utanç duygusu o insanda kuvvetli bir adaletsizlik ve yıkma ihtirası yaratır çünkü bu durumda o kendisini kusurlarından dolayı mahkum eden ve bunun kabahatini kendisine yükleyen gerçeğe karşı bitmez tükenmez bir nefrete bürünmüştür.

* Geleceğe karşı duyulan korku bizim şimdiki düzene sarılmamızın, geleceğe ait beslenen ümit ise bizim değişikliğe karşı istekli olmamıza sebep olur. Bu nedenle olağanüstü başarı sağlayan ve mutlu hayat yaşayan kişiler genellikle kökten yeniliklere karşıdırlar.

*Bir insanın işi meşgul olmaya değerli ise o insan muhtemelen kendi işi ile meşgul olur. Fakat, işi meşgul olunmaya değerli değilse aklını kendi anlamsız işinden ayırarak başkalarının işiyle meşgul olur.

*İşsiz kalan kişilerin kendilerine maddi yardım yapanlardan çok kendilerine ümit aşılayanları takip edecekleri daha kuvvetli bir ihtimaldir. * İnsanları isyana teşvik eden şey fiilen çekilen sıkıntı değil fakat aynı iyi şeylerin tadını almış olmaktır.
 
* Başarılı bir liderin en önemli işlerinden biri, taraftarlarında muhteşem bir görev yaptıkları hayalini yaratmak suretiyle ölmenin ve öldürmenin acı gerçeğini perdelemektir.
 
* Bir kişinin hayatını kaybetmesi demek, şimdiki zamanı yaşamaması demektir; o halde, eğer şimdiki zaman kötü ve değersiz ise, kaybedilen şey de fazla bir şey değildir.
 
* Hayaller ve hoş ümitler birer araç ve kuvvetli silahlardır. Gerçek bir liderin becerikliliği bu araçların kıymetini bilmektir.
 
* Nefsinden fedakarlığı artırıcı faktörlerin incelenmesinden çıkarılan sonuçlardan biri de şudur ki, insanların ölümü göze almaları, sahip oldukları şeyler uğruna değil fakat daha ziyade gelecekte sahip olacakları şeyler uğrunadır. Şaşırtıcı ve esef verici bir gerçektir ki; insanlar "uğrunda savaşmaya değerli bir şey" için savaşmaya karşı isteksiz olurlar. Yaşamaya değerli hayatı olanlar, genellikle ne kendi çıkarları için ne de vatanları ve kutsal bir amaç için ölmeye hazır hissetmezler kendilerini. Canını feda etme duygusunu yaratan şey, sahip olunanlar değil fakat sahip olunmayanın özlemini çekmektir.
 
* İnsanların bir rozet, bir bayrak, bir namus, bir fikir, bir efsane ve benzeri şeyler uğruna ölmeyi göze almaları tamamen anlamsız bir davranış değildir. Aksine, asıl anlamsız olan şey, bir kimsenin maddi bir kazanç uğruna canını vermesidir. Çünkü, hiç şüphe yok ki insanın kendi hayatı maddi şeyler arasında en maddi olanıdır ve böylece hayat maddi şeylerin en kıymetlisidir.
 
* Böylece bir doktrinin etkililik derecesi hakkında varılacak yargı, onun derinliği, yüceliği ve doğruluğundan değil fakat fertleri kendi nefsinden ve gerçek çevresinden ne kadar iyi ayırabilmesinden çıkarılmalıdır. Paskal`ın etkili bir din hakkında söylediği, etkili bir doktrin için de kabul edilebilir; "Etkili bir din, doğaya, sağduyuya ve zevk almaya karşı olmalıdır". Böylece açıkca görülmelidir ki bir öğreti etkili olabilmek için anlaşılmaz fakat inanılır olmalıdır. İnsanlar sadece anlamadıkları şeyden kesinlikle emin olurlar. Anlaşılır bir öğreti kuvvetten yoksundur.
 
* Bir kimseye karşı içimizde nefret hissi sokmanın en kesin yolu , o kimseye ağır bir haksızlık yapmaktır. Bir kimsenin bize karşı haklı bir şikayeti olduğu vakit ondan duyduğumuz nefret, bizim ona karşı haklı bir şikayetimiz olduğu vakit duyduğumuz nefretten daha kuvvetlidir.
 
* Nefretin derinliğinde beğenmek gibi ters bir akıntının bulunduğu, nefret ettiğimiz kimseleri taklit etme eğilimimizle kendini gösterir. Zulme uğrayan kimselerin, hemen hemen daima, kendilerine zulmedenlere benzer duruma geldiklerini görmek hayret vericidir. Kötü insanlar kötü insanlar yaratır.
 
* Bütün insanların doğal olarak birbirinden nefret ettiği ve sevgi ve hayırseverliğin birer sahte görüntü olduğu, çünkü bunların temelinin nefretten ibaret bulunduğu ifadesi ne kadar gerçektir ?
 
* Bir kitle hareketinin yek vucut yapısı içinde kişisel bağımsızlığımızı kaybettiğimiz zaman yeni bir hürriyete kavuşuruz.Bu hiç utanmadan ve vicdan azabı çekmeden nefret etme, yalan söyleme, işkence yapma, adam öldürme ve ihanet etme hürriyetidir. Bir kitle hareketinin çekiciliği kısmen bu gerçekte yatmaktadır. Orada biz " başkalarının namusunu lekeleme hakkı" buluruz ki bunun, Dostoyevsky`ye göre, büyüleyici bir cazibesi vardır.
 
* Hayatları kısır ve güvensiz olan kimselerin, kendi kendine yeterli ve kendine güveni olan kimselerden daha çok itaatkar eğilimli oldukları görülmektedir.
 
*Kendini aşağı gören kimseler başkalarında kusur bulmak için dikkat kesilirler. Kendimizde bulunup ta örtmek istediğimiz kusurları başkalarında bulup ortaya çıkarmaya çalışırız

*Kişilerin büyük düzen değişikliği hareketlerine koşup dalmaları için iyice hoşnutsuz olmaları, fakat aşırı yoksulluk içinde bulunmamaları gerekir. Ve ayrıca güçlü bir öğretiye, yanılmaz bir öndere veya yeni bir teknik üstünlüğe sahip olmak yoluyla yenilmez güç kaynağı kapılarının kendilerine açılacağına inanmış olmaları gerekir. Aynı zamanda geleceğe ait vaatler ve imkanlar hakkında abartılmış bir inanca sahip olmaları gerekir. Ve sonuç olarak giriştikleri büyük hamlenin başarılmasında karşılaşılacak güçlüklerden habersiz olmaları gerekir

*"Tarihte büyük eser yaratan kişiler, hep büyük şehirlerde ortaya çıkmışlardı. Yaratıcı kişiler köyde, ormanda, kırda, dağ başlarında ortaya çıkmıyorlardı. Nasıl çıksın ki; yabancı şeylerin hoş karşılanmadığı ortamda ne yaratılabilir ki? İnsan şehirde insanlığını bulmuştur. Şehir olmaksızın insan da bir şey delildir. Ancak ne var ki insanı kokuşturan, dejenere eden de şehirdir. Eğer biz şehirlerimizi ve yaşanabilir durumda devam ettiremezsek bazı büyük ulusların ölümünü görebiliriz"


*Gelişmekte olan bir kitle hareketinin taraftarlar çekmesi ve bu taraftarları elinde tutması onun ortaya koyduğu doktrinin kuvvetinden değil fakat endişeler, imkansızlıklar ve anlamsızlıklar içindeki hayatından kurtulmak isteyenlere sığınacak bir yer teklif etmesinden dolayıdır.

*Kutsal bir amaca inanç, bir dereceye kadar nefsimize olan inancın kaybolmasından doğan boşluğu doldurmaktır.

*Şimdiki hayatımızda kişisel ilgilerimiz ve ümitlerimiz, bu hayatı yaşamaya değerli kılmayacak nitelikte ise, hayatı değerli kılacak şeyi kendi dışımızda aramaya şiddetli eğilim duyarız. Nefsini adamanın, sadakatın ve manevi teslimiyetin her çeşidi, aslında ziyan olan değersiz hayatımıza bir mana verebilecek amaçlara can havliyle sarılmamızdır.

*
Bir insanın kendi mükemmelliğine olan inancı ne kadar zayıf ise, ulusunun, dininin, ırkının ve ya inandığı kutsal amacın mükemmelliği yönündeki iddiası o kadar kuvvetlidir.

 Yazarın Diğer Köşe Yazıları

Kesin İnançlılar     /  25.11.2006

  1 |

  Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Elazığ Haber Ayrıntı