Bir Garip Dava - Serkan GÜRTÜRK

Bir Garip Dava


Geçen hafta şehrimizde en çok konuşulan konulardan biri de depremde yıkılan evlerin inşasında denetim eksiklikleri olduğu gerekçesi ile Elazığ Belediyesi, Çevre ve şehircilik İl Müdürlüğü ve AFAD kurumlarının kusurlu görülmesi ve tazminat ödemeye mahkûm edilmesiydi.

Yerel mahkemenin şehrimizde ilk tazminata hükmettiği dosyayı bizler de inceledik. 24 Ocak 2020 depreminde yıkıldığı gerekçesi ile kurumları tazminat ödemeye mahkûm edilmesine sebep olan inşaat 1993 yılında yapılmış. Bu tarih 1999 depreminden önce olduğu için yeni deprem yönetmeliğine göre değil o günün yapı yönetmeliğine, inşaat yapım teknikleri ve mevcut malzemelere göre inşa edilmiş.

1993 yılındaki yapı yönetmeliği, 1999 yılında çıkan yapı yönetmeliğine oranla üç kat daha az demir kullanılan, yarısı toprak yarısı çakıl Kuyulu kumu ile kürekle ve göz kararı katılan çimento ile yapılan harç ile beton dökülen bir dönem. Bırakın beton mikserini, karışımı daha iyi yapabilen harç makinesi dahi yok.

Belediyenin teknik personeli denetimlerini tam ve eksiksiz olarak yapsa da o günün malzemesi ve inşaat standartları ve yönetmelikleri bu, genel uygulamalar bu.

Kaldı ki 1993 yılından bugüne neredeyse 30 yıl geçmiş. Her üründe olduğu gibi yapıların da bir aşınma ve yıpranma payı var. Buna 6.8 şiddetindeki bir deprem de eklenince binanın ağır hasarlı olması çok sürpriz olmasa gerek.

Tüm bu şartlara ve dönemin inşaat yapı standartlarına rağmen 24 Ocak depreminde ilimiz binaları ciddi, bir sınav verdi. 6.8 şiddetindeki deprem anında sadece 3 binanın çökmesi büyük bir başarıdır. Ve şehrimiz binaları bu büyük sınavdan az bir hasarla çıkmıştır.

Deprem sonrası yapılan hasar tespit işlemlerinde ise genelde 30 yıl ve üzeri binalarda oluşan çatlaklar sebebiyle ağır hasarlı görülerek ve deprem de fırsat  bilinerek kentsel dönüşüm kapsamında sonradan birçok yapı stoku yenilenme sürecine girmiştir.

Son yaşanan tazminat olayı ve bunun yaygınlaşma istidadı göstererek her bir hak sahibinin mahkemeye başvurarak dava açması yeni bir sorunu da birlikte getirmektedir.

Bu hukuki davalar Van ilinde çok revaçta olmakla birlikte kamunun, kendisinin tazminat ödemeye mahkûm eden yargı kararı her an üst mahkemelerde bozulma ihtimali var ve bu ihtimal oldukça yüksek.  Kaldı ki o gün için şehir merkezinde yapılan inşaatların denetimiyle görevli olmayan Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, o günkü adıyla Bayındırlık İl Müdürlüğü ile o tarihte var olmayan 2009 yılında kurulan AFAD’ın 1993 yılında yapılan inşaatta kusurlu bulunması gibi garabetlere de gösteriyor ki bu karar bozulmaya mahkûm gibi gözüküyor.

Yerel mahkemenin kararı ilgili kurumlar tarafından bu kez daha ciddi hukuki gerekçelerle ve özenle hazırlanmış delillerle birlikte istinaf mahkemesine taşındı ve düzeltilmesi noktasında adımlar atıldı.

Bu karar düzeltildikten sonra vatandaşa ödenen tazminat da kurumlara iade edilecek ve vatandaş hem kaybettiği mahkemenin yasal ücretlerini hem de kendi avukat parasını ödemiş olmanın zararıyla baş başa kalacak.

Bizler elbette ki deprem sonrası hep vatandaşın yanında olduk ve kamunun yaptıkları eksiklikleri dile getirdik. Deprem sürecinde yaşanan olumsuzlukları en yalın haliyle sayfalarımıza taşıdık ve onların takipçisi olduk.

Ancak sonu çok net olmayan, ilk etapta vatandaşın lehine gibi gözüken ama sonuçta bir kez daha vatandaş mağduriyetine kapı açma sonucunu ortaya çıkaracak böylesine bir çıkmazı da vatandaşlarımıza duyurmak zorunda kaldık.

Kaldı ki belediyelere ve diğer kurumlar tarafından vatandaşa ödenecek tazminatlar da yine bu şehrin parası. Halka hizmete gidecek paralar, 30 yıl önce yapılmış, o gün için söz konusu evin planında, projesinde imzası olan resmi ya da gayri resmi teknik elemanlarının çoğunun yaşamadığı bir zaman diliminde ödenen bu tazminat, şehrin ve dolayısıyla bizlerin geleceğinin ipotek altına alınması olacaktır ki hiç kimse bunu istemez ve arzu etmez.

Bu basit gibi görünen ancak önlem ve zamanında adım atılmazsa şehrimizi, yıllarca kilitleyecek karar için ilimiz milletvekilleri ve belediye başkanı harekete geçti ve yanlış daha çok büyümeden ve yeni mağduriyetlere kapı aralamadan önüne geçilmek amacıyla adımlar atıldı.

AK Parti MKYK Üyesi ve Elazığ Milletvekili Metin Bulut, AK Parti Elazığ Milletvekili Sermin Balık, AK Parti Elazığ Milletvekili Zülfü Tolga Ağar ve Elazığ Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları’nın bu kapsamda Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ü ziyaret etmeleri önemliydi ve gerekliydi. Umarız bu konu daha çok mağduriyetlere neden olmadan kökünden çözülür ve geriye değil önümüze bakacağımız bir hale dönüşür.

serkangurturk@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
13Oca
06Oca

Kayıp Yılların Telafisi

30Ara

Kamu Malı Halkın Hakkı

23Ara

Negatif Limanlardan Pozitif Sulara

16Ara

Özcan'ın Ütopik Vaadi