YİNE DAYATMA!


 

Ak Parti’yi bugüne kadar halkın gönlünde tutan ve her seçimi kazandıran en büyük ve hatta tek etken Cumhurbaşkanına olan güven ve onun verdiği mücadeleye destektir.

Bu gerçek birçok Milletvekili ve Belediye Başkanı tarafından da samimiyetle itiraf edilmiş ve “Erdoğan olmasa halk bize oy vermez” cümleleri sıklıkla telaffuz edilmişti.

Ancak son dönemlerde halkımızın; seçilenlerin yetersizliği, samimiyetsizliği, ehliyet ve liyakat konusundaki tartışmalı konumları, halkın tanıdığı krediyi de tüketme ve hatta sonlandırma raddesine ulaşmış olduğu gözüküyor.

Başkanlık sisteminin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a getirdiği yükü hepimiz biliyoruz. Resmiyette Erdoğan’ın hem Cumhurbaşkanlığı hem de Ak Parti Genel Başkanlığı gibi çok önemli ve her birine özel zaman ayırması ve özel çalışmalar yapması gereken iki görevi var.

Cumhurbaşkanlığı ile daha doğrusu başkanlık sistemi ile icranın başında ve tek başınasınız. Ülkenin ekonomisinden, savunmasından, sağlığından, eğitiminden, tarımından, sosyal olaylarından, protestolarından ve bunların olumsuz yansımalarıyla ilgilenmek zorundasınız.

Bu da yetmez… Türkiye üzerinde emelleri olan güçlerin hamlelerini önceden hissedip buna karşılık gelecek ön alma ya da aktif mücadele ve hatta gerekirse fiili müdahaleler yapma gibi bir sorumluluğunuz var.

Bunlarla birlikte, ülkenin en büyük ve iktidar partisi olan bir siyasi organizmanın genel başkanısınız. Partinin MKYK’sından en ücra köy temsilcisine kadar tüm teşkilat işleri ile ilgilenmek zorundasınız.

Atanacak il başkanı, seçimlerde belirlenecek Milletvekili ve Belediye Başkanı adayları ile birebir görüşmeler yapmak zorundasınız. Atayacağınız ismin cv’si ne kadar kabarık olursa olsun onun kendi ilindeki karşılığını bilmek, sormak ve öğrenmek durumundasınız.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başkanlık sistemi gereği her işin uzmanı olarak gördüğü isimleri Bakan atamak suretiyle kamuyu idare etmeye çalışırken, teşkilatlarda güvendiği isimleri de parti çalışmalarıyla görevlendirmiş ki hem yükü hafiflesin hem de kendisine yardımcı olsunlar.

Tabanı dinlesinler, halkla konuşsunlar, adayların artı ve eksilerini masaya yatırıp hiç bir kişisel dostluk, ticari çıkar, gelecek kurgusu yapmadan sadece davanın selameti açısından bir değerlendirme yapıp rapor halinde Cumhurbaşkanına sunsunlar.

Kurgu güzel, düşünce güzel ve olması gibi. Elbette Cumhurbaşkanının teşkilat işlerine yoğunlaşacak ne o kadar zamanı ne de devletin bekleyen islerinden dolayı böyle bir lüksü var.

Peki, Erdoğan’ın güvenerek görev verdiği isimler, kendilerinden beklenen adil, şeffaf, ilkeli ve hiçbir b planı yapmadan bu görevi hakkıyla ifa ediyorlar mı? 

Bu soruya gönül huzuruyla “evet” diyecek bir Ak Partili olmayacağı gibi Parti’nin MKYK’sında bile “evet” deme oranı yüzde 10’u geçmez.

Ne yazık ve görünen de yaşanan da odur ki, bu konuda kendisine güvenilen her bir görevli, bu konuda vereceği kararda önce kendisini, kendi çıkar ilişkilerini ve halkın beklentilerini değil, farklı lobilerin beklentilerini karşılamanın derdinde oldu, oluyor…

Bu konuyu örneklendirmek istesek eminiz çok çıngar çıkar. Yakın örneklerden ziyade komşudan örnek verelim biz en iyisi.

Bu konuda Tunceli kongresini örnek vermek isteriz. Her ilde olduğu gibi Tunceli’de de bir yenilenmeye ihtiyaç duyulmuş ve temayül yoklaması yapılmış. Alınan oylar gizli ya da açık bilemeyiz ama Genel Merkeze sunulmuş.

Bu arada bölgeden sorumlu teşkilat görevlileri ile koordinatörler ve bunların en etkili ve son sözü söyleyen yıldızı her zaman parlak yancıları, nasıl bir kurgu yapmışlar, bu görevi bürokrasi ve ticaretin bir ön adımı ve basamağı olarak nasıl kurgulamışlar bilinmez ama Cumhurbaşkanı ile görüşmeye, temayül yoklamasına dahi girmeyen ve şehirde hiç de iyi konuşulmayan iddialar üzerine geçtiğimiz yıllarda İl Sağlık Müdürlüğü görevinden alınan Dr  Sercan Özaydın’ı İl Başkanı olarak atanmasının sağlamasını başarmışlar.

Tabi bu atamanın şehirde ve tabanda oluşturduğu sancının bir yansıması olarak Çarşamba günü yapılan 7. Olağan kongrede ikinci bir liste çıkartılarak temayülde en çok oyu aldığı iddia edilen Gökhan Arasan da aday olmuş.

Tabi bu aday olma, divana kadar sürebilmiş. Divan başkanı ve Tunceli Koordinatörü Yusuf Coşkun tarafından kendisine ulaştırılan liste sudan gerekçelerle reddedilmiş.

Bu durum karşısında Arasan, sessiz kalmamış ve bu durumun, halkı yok sayan taban demokrasisine darbe yanında, Cumhurbaşkanına yapılmış büyük bir haksızlık olduğunu ifade ederek, buna sebep olanları kamuoyuna şikayet etmiş.

Ak Parti, gelecek seçimlerde ciddi bir yenilgi ve şok yaşayacaksa bunun en önemli sebebi halka rağmen dayatılan isimler olacaktır!

Siyaseti ilk günden beri halkla birlikte yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yoğunluğundan dolayı siyasi atamalara konu olan isimlere yeterinde yoğunlaşamamasını fırsata çevirip kamuoyunda karşılığı olmayan isimleri tabana dayatırsanız gerçekten de en büyük kötülüğü sizlere güvenen ve samimiyetinize inanan Erdoğan’a yapmış olursunuz.

Yapmayın, etmeyin… Tamam, sizin artık gelecek kaygınız yok biliyoruz.  Siyaset olmasa da yancılarınız ve fikir babalarınız ve üst aklına güvendiğiniz isimlerle birlikte edinimleriniz yedi sülalenize yetecek kadar bir doyuma ulaştı bunu da biliyoruz. Ama bu millete ve Cumhurbaşkanına acıyın biraz. Bu ülkenin ve milletin size ihtiyacı yok ama Erdoğan’a çok ihtiyacı var. Bu vebale girmeyin artık yeter!

serkangurturk@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 1

  • Şerafettin KARAMAN | 13 Şubat 2021 13:24

    Sayın GÜRTÜRK sizi tebrik ederim istemeden de Ülkemizdeki olmayan DEMOKRASİYİ anlattığınız için. Doktor sağlıktan hukukcu adaletten mühendis üretimden asker güvenlikten anlamaz hepsini tek kişi bilir. Düşündürücü olmalı.

YAZARIN SON 5 YAZISI
05Ağs

Mazeret Değil Başarı Bekliyoruz

29Tem

Bakan, Bakakalırsa…

15Tem

Destanın 5. Yılı

08Tem

Turizme Profesyonel Bakmak

01Tem

Güven Siyaseti