ARKANI SAĞLAM TUT(!) - Ayşe GÜNEŞ

ARKANI SAĞLAM TUT(!)


 Modern çağın en acı durumlarından biri; insanların birbirleri için birer ‘çıkar nesnesi’ ifade etmeleridir. Eskiden eşyalar kullanılırdı. İnsanlar ‘‘madde’’ kavramının kapsamı alanında değildi. Çünkü insan üretiyordu. Üretmek… İnsanın kendi toprağında kendi meyve sebzesini kendisinin üretmesi insanı saygıdeğer bir varlık yapıyordu. İnsan ürettiği için değerliydi.  Ancak günümüz tüketim çağında maalesef durumlar değişmiş durumda. ‘‘Tüketim’’ kavramı ‘‘üretim’’ kavramının yanında biraz da tehlikeli bir kavram gibime geliyor. Üretince yeşeriyor, mutlu oluyoruz. Ancak tüketince bitiyor, bitiyoruz.

Tüketim çağında insanlar birbirlerini de tüketmeye başladı artık. Zayıflar eziliyor, güçlüler ise birer ‘çıkar nesnesi’ olarak görülüyor. Tıpkı siyasette olduğu gibi insanlar güçlü olanın yanında duruyor. Güçlüyü zayıfa yeğliyor. Neden peki? Çünkü güçlüde kendisi için bir pay vardır. Çünkü güçlüde menfaat vardır. İnsanlar sürekli arkasını sağlam tutmanın derdinde. Peki nedir bu arkasını sağlam tutmak? İnsanlar için neden bu kadar önemli?

Bu konuda ‘şefaat’ kelimesini incelemek yerinde bir durum olacaktır. Arapça şe-fe-e kökünden gelen şefaat ‘biri için aracılık etme’ sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça şe- fe - e  ‘aracı oldu, araya girdi’ fiilinin masdarıdır. Bir işinin rast gitmesi için başkasını aracı etmek, başkasının yardımıyla bir yerlere gelmek… Halk arasında ‘dayısı olmak’ tabiri ile eş eşdeğer bir durumdur bu. Bir yerlerde bir dayın varsa sırtın yere gelmez. Aynı hedef için çıktığın yolda rakiplerin kadar çalışmana gerek yok, stres yapmana da gerek yok, nasıl olsa dayın var, torpilin var…

Bu durum bazıları için keyif verici olsa da işe diğer taraftan baktığımız zaman durumun trajik yönünü görebiliyoruz. Evet, torpil ile bir yerlere gelenin gözünden baktığımızda, durum çok farklı. Pek de olumsuz değil(!) Hiç emek vermeden rakiplerini eleyip bir yerlere geliyorsun, ya da sen hiçbir çaba göstermeden birilerinin aracılığıyla bir işini hallediyorsun. Bu iyi hoş da! Peki diğer taraftan baktığımız zaman mağdur olan taraf için durum pek de iç açıcı değil. Çünkü burada bir haksızlık durumu söz konusu. Aynı hedef için yola koyulmuş kişilerden biri hiç çaba vermeden bir yerlere getiriliyor(!) diğeri ise bu hedef için çok emek vermesine rağmen haksızlığa uğruyor.

Adam kayırma, yani torpil durumu İslamda ‘‘iltimas’’ kavramı ile ifade edilir. Ve bu durum, İslam dininde kötülenen, istenilmeyen ve terk edilmesi gereken çirkin bir durumdur.

Sevgi için bile bir çabanın bir emeğin gerektiği bu dünyada emeksiz bir yerlere gelmek pek de bir şey ifade etmiyor bence. Yeryüzüne halife olarak gönderilen insanoğlu çalışmakla, yeryüzünü keşfetmekle mesuliyetlidir. Bu nedenle değerlerimize ters düşen, başkasının sırtından bir yerlere gelmek, etik bir davranış değildir. Bu durum, insanlar arasındaki ilişkiye, yani topluma zarar verip insanın kendisini tüketiyor, insanlığı tüketiyor. İnsan emeğini hiçe sayıyor.

Kendi emeğinin karşılığını almak kadar güzel bir şeye az rastlanır bu dünyada. Kendi çabasının zaferini görmek, kendi emeğinin meyvesini almak… Kendi çabası ile çalışıp bir şeyler üreten, güzel yerlere gelen insanlara selam olsun…

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
30Kas

Maymun İştahlı

21Ekm
29Eyl

Farkındalığın Kutsallığı

15Eyl

Kim Olarak?

25Ağs

Manipülasyon Kurbanlığı