Bilmeden Yargılama!


                  Bilmeden Yargılama!

Yaşamımız çoğu zaman iniş çıkışlıdır. Düşer, bir daha nasıl kalkabiliriz diye kafamızda savunma mekanizması oluşturmaya başlarız. Sonra birçok savunma mekanizmasını kafamızda denedikten sonra bunlardan bir tanesi için ‘‘tamam bu oldu’’ deyip o düşünceye sarılırız. Daha sonra da o düşünceyle kalkarız, dik yürürüz. Bir daha hiçbir şey bizi düşüremez diye düşünüp devam ederiz yolumuza. Ondan sonra tabii hayat bu, bir daha çelme takar ayağımıza. Bir daha düşeriz. Sonra bir daha kafamızda bir düşünce oluşturup o düşünceye sığınırız. O düşünce bizim imdadımız olur. Elimizden tutup kaldırıverir bizleri ayağa. İşte hayat bu döngü ile akıp gidiyor.

Gün geliyor Mevlana’nın deyişiyle ‘‘Hamdım, piştim, yandım’’ diyorsun ama sonra yeni güne merhaba derken bir bakıyorsun ki yine yanılıyorsun.  Bir bakıyorsun ki yine yeni bir başlangıç için yollara düşmüşsün. Yine başa geri dönmüşsün…

Bütün bunları kendi halinde yaşarken tabii bir de zihnin, insanların senin hakkındaki hayâsız düşüncelerine, hayâsız konuşmalarına takılıyor. Bugün insanlar arasında birbirini yargılama eylemi maalesef had safhada bulunmaktadır. Bazen kendimizdeki eksikliği karşımızdaki kişide kusur bularak kapatmaya çalışırız. Bazen de karşımızdaki insanın başına gelen olumsuz bir durum karşısında şaşırmış bir vaziyette o kişiyi yargılamaya başlarız. Onun başına gelen durumun bizim başımıza da gelebileceğini akıl etmeden yaparız bunu.

‘‘Beşer şaşar.’’ diye boşuna söylenmemiş. Karşındaki insana ‘O da insanmış, onun da eksikleri olabilir, o da yanılabilir.’ düşüncesiyle yaklaşmak adil bir davranış olacaktır. İnsanın yanılabilirliğinin yanında tabii bir de rüzgâra karşı direnemeyip oradan oraya savrulan yaprak misali, insanı savuran ‘hayat’ bizi hiç düşünmediğimiz yollara sürükler, hiç tahmin etmediğimiz durumlarla karşı karşıya getirir. Bu nedenle bir insanı yargılamadan önce aynı şeylerin bizim de başımıza gelebileceğini düşünüp ona göre hareket etmemiz gerekmekte.

Kur’an-ı Kerimin ayetlerini düşündüğümüz zaman ayetleri tek başına ele aldığımız zaman ayetin bize vermek istediği mesajı sağlıklı bir şekilde kavrayabilmemiz mümkün değildir. Bunun için kullanılan kavram ‘‘siyak’’ kavramıdır. Siyak kavramı bir şeyi sevk etmek, takip etmek, sürmek anlamlarına gelmektedir. Kur’an-ı Kerim ilminde ise, bir ayetin tek başına değil de kendisinden önceki ayetlerle oluşturduğu anlam bütünlüğü ile ele alarak yorumlamak anlamına gelir. İşte nasıl ki Kur’an-ı Kerim’in her bir ayeti tek başına bağlamından kopartılarak yorumlanınca o ayetten yanlış anlamlar çıkartılabiliyorsa bunun gibi bir insanı yetiştiği ortamdan soyutlayarak yani bağlamından ayırarak yargılamak bizleri yanılgılara düşürecektir. Bu nedenle bir insanın yetiştiği ortamın özelliklerini, o insanın daha önce yaşadığı acıları, içinde bulunduğu anda nelerle baş etmeye çalıştığını bilmeden onu yaftalamak pek de adil bir davranış değildir. 

Gelin! Birbirimizi yargılamayalım. Çünkü eğer yargılarsak birbirimizden uzaklaşırız, birbirimizden kaçarız. Bunun yerine ortada olumsuz bir durum varsa eğer onu yargılamak yerine o durumu düzeltebilecek bir şeyler yapabiliyor muyuz diye çözüm yolları aramak daha makul gözükmektedir.

Gelin! Birbirimize karşı daha anlayışlı olalım. Her insan hayatında illaki mutluluğu, üzüntüyü, hayal kırıklığını, burukluğu tadacaktır. Her insan hayatında mutlaka ‘‘iyi’yi’’, ‘‘kötü’yü’’ tecrübe edecektir. Burada bize düşen de insanlara yapabilecekleri konusunda ‘insandır yanılabilir’ gözüyle bakmaktır. Gerekirse belki de bazen karşıdakini koşulsuz kendi varlığıyla kabul etmektir.

Hoşça kalın

 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
19Tem

Çünkü Çekiniriz!

06Tem

Ben De Gönüllüyüm

30Haz

Dilini Keşkeler Sarmasın

23Haz

Taç Utangaçlığı

15Haz

Öğrenci Olmak