Rusya-Ukrayna Savaşı - Galip Önlü

Rusya-Ukrayna Savaşı


Geçen Rusya-Ukrayna adlı yazımda Belarus ve Ukrayna’ya değinmiştim. Belarus’un Moskova tarafına yöneldiğini lakin Ukrayna’nın ABD tarafına yanaştığından bahsetmiştim.

Bu durumun Rus lider Putin’i oldukça kızdırdığını, Ukrayna’nın NATO’ya girme isteğinin ise durumun artık son noktaya taşındığını beyan etmiştim.

Rusya üç cepheden başlattığı askeri operasyonla, ardından santralin bulunduğu Çernobil bölgesine girerek ve son olarak da Belarus üzerinden başkente uzanarak “umarım olmaz” dediğimiz işgalin gerçekleşmesine sebep oldu.

Ukrayna bugün işgalin 4. Gününde…

Açıklamalara göre şuan için 3 çocuk,198 sivil hayatını kaybetti.

Henüz bir iki saat öncesinde ise yapılan saldırıda 16v çocuk yaşamını yitirdi.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin açıklamasına göre 120 binin üzerinde Ukraynalı, ülkesini terk etti. Bu sayı zaten gittikçe artmaktadır.

Arkadaşlar bakınız, bunu birkaç kez dile getirdim yine getireceğim. Bugün bir aile babası, küçük bir evi bile idare etmekte zorlanıyor. Düşünün; bir erkek eşinin, üç veya dört çocuğunun problemlerini tam teşekküllü bir şekilde çözmekte zorlanıyor. Onlara güzel bir yaşam sunmakta bazen çaresiz kalıyor ve kara kara düşünüyor.

Biz burada koca bir ülkeden bahsediyoruz. Koca bir ülke…

Ülke yönetmek, yönetebilmek çocuk oyuncağı değildir. Ölümden de öte bir mesuliyet ister. Sağın solun, önün arkan sorumluluktur. Çünkü tüm halkın durumu bir nevi sana bağlıdır.

Az önce bir baba, bir anne ve üç dört çocuktan bahsettim. Düşünün 6 kişi…

Ukrayna’nın nüfusu 41 milyon…

Devlet başkanı bütün bu 41 milyonun savunucusudur. Çünkü aldığı ve verdiği tüm kararlar 41 milyonu olumlu veya olumsuz etkileyecektir. O yüzden devlet başkanı, kim olursa olsun, her daim halkı ve milleti adına doğru düşünmeli, doğru kararlar almalı ve vermelidir.

Bana göre Ukrayna, kendi kendine bunu yaptı

%70 oyla bir komedyeni devlet başkanlığı koltuğuna oturttu… Asla ama asla eski mesleğini küçümsemek için söylemiyorum 

Lakin bakınız, 1978 yılında Zelenksi doğduğunda, Putin birKGB subayıydı ve Almanya’da casusluk görevini ifa ediyordu.

Zelenski  şuan 44 yaşında… Putin o yaştayken KGB’ninyerini alan istihbarat teşkilatı FSB’nin başkanıydı…

Arada inanılmaz bir tecrübe farkı var… 

Komedyenlerin hassas bir kalbi ve savunma odaklı beyinleri vardır. Saldırıyı pek bilmezler… Sadece kötü bir durumda kendilerini savunmaya çalışırlar. Eğilimleri o yöndedir.

Putin duygusallıktan tamamen uzak, tamamen saldırı odaklı, askeri, politik, coğrafik, ekonomi ve diğer stratejileri çok ama çok iyi bilen acımasız ve ikiyüzlü bir liderdir.

Peki soruyorum, bir komedyen ve bir KBB ajanı savaşa tutuşursa sonuç ne olur?

Ben Rusya’yı kınıyorum ama sadece bir taraftan Rusya’yı haklı görüyorum. Rusya Sovyetler Birliği çöküşü sonra çoğu bölgenin bağımsızlığını tanırken ABD, doğuya taraf genişlemeyeceğine dair söz vermişti. Lakin bu işgal öncesi sözünü yedi ve genişleyeceğini söyledi.

Dolayısıyla Rusya’nın, NATO’nun doğuya doğru genişlemesinden rahatsızlık duyması gayet normal bir durumdur. Rusya bir süper güç, ABD bir süper güç… Hangi süper güç, yanı başında başka bir süper gücü ister ki?

Ukrayna başkanı süreci iyi yönetemedi. ABD’yi arkasında gördüğü için çok rahat davrandı. 

Fakat merak ettiğim şey, Ukrayna Başkanı yarı yolda kalacağını nasıl olur da tahmin etmez?

Ne ABD, ne NATO, ne AB, ne de İngiltere Ukrayna için Rusya’ya karşı savaşır mı? 

Zaten NATO’nun 5. maddesi var. Herhangi bir NATO ülkesine saldırı olmadığı sürece her şey hikâyedir.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski bırakın geçmişi, sadece ve sadece 2008 yılında Rusya- Gürcistan savaşında küçük bir ders çıkarsaydı eğer, ülke şuan bu durumda olmazdı.

Açıkçası yapılan yaptırımların da Rus Lider Putin’in geri adım atmasına sebebiyet vereceğini sanmıyorum.

Olan oldu… Lakin süreç keşke iyi yönetilebilinseydi.

Şuanda Rusya’nın en önemli iki amacı var:

Birincisi; Odessa bölgesini alarak Ukrayna’nın Karadeniz ile olan bağını kesmek… Bunu yaparlarsa eğer Ukrayna’nın artık Karadeniz’e kıyısı olmayacak. 

İkincisi; Hükümeti düşürüp, yerine kendi isteklerini kabul ettirecek birini koltuğa oturtmak… Bunu yapabilirlerse Ukrayna bir nevi Rusya’nın kuklası olacak.

Hatırlarsınız “Rusya-Ukrayna Krizi” adlı yazımda Yanukoviç’ten bahsetmiştim. Zelenski, Rusya’nın isteklerini yapmadı. İşte Rusya’nın hedefi, kendi isteklerini hatta emirlerini uygulayabilecek yeni bir Yanukoviç yaratmaktır.

Özellikle bu hususta Türkiye, çok dikkatli olmalıdır.

Çünkü biz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da dediği gibi ne Ukrayna’dan vazgeçebiliriz ne de Rusya’dan…

Her iki ülke ile çok önemli ilişkilerimiz var.

Ukrayna’dan gerek tohum ve meyveler, gerek sanayi ve tıpta kullanılan bitkiler gerekse plastik ürünler ithal ediyoruz.

Rusya ise Türkiye’nin en büyük dış ticaret ortaklarından biridir . En büyük doğalgaz tedarikçisi, en fazla buğday ithal ettiğimiz ülke… Ayrıca Rusya, Mersin Akkuyu’daki ilk nükleer santrali çalışmasını yürütüyor ve Türk personelini eğitiyor..

İkisinden de vazgeçmememiz gerek. Türkiye bu hususta gerçek anlamda dikkatli adım atmalıdır.

Rusya ile yan yana yaşamak zorunda olduğumuzuunutmamalıdır.

Lakin Rusya’nın yaptığı ayrıca bizim için de tehdit içermektedir.

Bakınız Putin, altı gün öncesinde yaptığı konuşmalarda eski Rus liderlerini eleştirdi. Çoğu kişi övdüğünü sandı ama hayır, eleştirdi. Lenin’i aldığı yanlış kararlar sebebiyle eleştirdi.

Putin bir Rus İmparatorluğu kurmak istiyor. Kazakistan’daki diplomasi kazançlarından sonra Eski Sovyetleri tekrardan kurmayı hedefliyor ve tarihe en büyük Rus lider olarak geçmeyi hedefliyor. 

Dolayısıyla Rusya istediğini elde etmeden oradan çıkmayacaktır.

Türkiye devreye girmeli ve Ukrayna’nın acilen müzakereleri kabul etmesini sağlamalı. Ukrayna’yı NATO’ya girmemesi hususunda ikna etmeli. Y ada Rusya’yı müzakere için ikna etmeli.

Eğer bu olmazsa Ukrayna NATO’ya zaten yine giremeyecek. Belki Karadeniz’deki kıyılarını kaybedecek, belki Doğu bölgelerini kaybedecek, belki daha fazla zayiat verecek.

Bu da en çok Rusya’ya yarayacak.

Belki yeni bir Çernobil faciası yaşanacak ve onlarca insan ölecek.

Arkadaşlar, Dış İşleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun 2013 yılında bir toplantıda yapmış olduğu konuşmayı bilmem hatırlar mısınız?

Konuşma şöyle: 

“Ukrayna’yı Rusya karşısında tercih yapmaya zorlayarak yanlış yapıyorsunuz. Rusya Kırım’ı ilhak ederse bir şey yapabilecek misiniz? Putin, Donbass bölgesine girmek isteyecek. O zaman Ukrayna’yı koruyabilecek misiniz? Putin, Ukrayna’nın Karadeniz ile olan bağlantısını kesmek isteyecek. Engel olabilecek misiniz?”

Bu konuşmadan bir yıl sonra 2014 yılında Rusya Kırım’ı ilhak etti ve Başkan Obama, “Ukrayna için Rusya ile savaşamayız’’ dedi.

Yıl 2022… Rusya Donbaas’a girdi ve Başkan Biden, “Rusya ile savaşamayız’’ diyor.

ABD, başkan kim olursa olsun, yine ABD’dir.

Bakınız, tarihi en derinlere kadar eşlemeye çalışırsanız Türkler için herkesin çok iyi bildiği bir gerçek ile karşılaşacaksınız. O gerçek şudur:

Hiç kimse ama hiç kimse “Çılgın Türkler’’ gibi ne saldırı yapabilir ne de savunma yapabilir.

Ukrayna ordusu ve halkı, orada kendi güçlerinin yettiği kadarınca fazlasıyla onurlu bir mücadele vermeye devam ediyorlar. Dualarımız onlarla beraber…

Sözlerim yanlış anlaşılmasın…

Ukrayna halkı adına çok üzgünüz. O güzel insanlar bu acı savaşı keşke hiç yaşamasaydılar.

Tek eleştirim; süreç iyi yönetilseydi, olaylar bu noktaya gelmeyecekti.

Tek isteğim; müzakerelerin acilen başlaması ve savaşın durdurulmasıdır.

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
29Haz

İlk adım

13Haz

Casus Belli

04Haz

Türk Milleti

26May

İki Önemli Husus

13May

Bor ve Toryum