TİYATRO BİR GÖZ SANATIDIR



Tiyatro,Yunanca" theatron" sözcüğünden gelmektedir.Türkcemizde" temaşa eseri, seyirlik oyun" terimleri kullanılmaktadır.
Zamanımızdan dörtbin yıl önce, Türklerin sığır, yuğ, şölen adları verilen törenlerindeki gösteriler " Gelenekli Türk Tiyatrosu" nun ilk örnekleridir.Yönetmen ve oyuncularının" şaman" adı verilen din adamlarının olduğu...
11. yüzyılda İslamiyetin kabul edilişinden sonra " Gelenekli Türk Tiyatrosu" anlayışı gelmiş ve" Halk Tiyatrosu Geleneği" icinde " Meddah/ Ortaoyunu ve Karagöz en yaygınları olmuştur.
Günümüzde tek kişiyle oynanan ve güldürülere dayanan gösteriler" Meddahlık" geleneğinin devamıdır.
Ortaoyunu, yazılı bir metne dayanmayan doğaçlama bir oyundur.Oyuncuları," Kavuklu ve Pisekar" dır.
8 Mart 2021 tarihinde aramızdan ayrılan tiyatro sanatçımız Rasim Öztekin, Kel Hasan Efendi'den, İsmail Dümbüllü'ye ardından sırasıyla Münir Özkul, Ferhan Şensoy'arasında devredilen kavuğun 5.emanetçisi olmuş amarahatsızlığı nedeniyle yine kendisi gibi tiyatro sanatçısı olan Şevket Coruh'a devretmiş ve bunun burukluğunu yaşamıştır.
Kalbine yenik düşen büyük sanatçımız Rasim Öztekin'i saygıyla anıyoruz.
Bugün birlikte, gölge oyununun iki kahramanını Karagöz ve Hacivat'ı da analım istedim.
Yaşayıp , yaşamadıkları tartışmalı olan bu kahramanlar için çok efsaneler yazılmış.Anlatılmıştır.
Evliya Çelebi, Karagöz ile Hacivat'ın  Anadolu Selcuklu Hükümdarı zamanında( 14. yüzyıl) yaşamış, gercek kişiler olduğunu belirtir.
Karagöz, devamlı iş arayan ama bir türlü bulamayan demirci ustasıdır.
İstanbul'da, Bizans İmparoturu ile görüsmeyi başarmış , İmparator onu Türk olduğu için Konya'ya Selcuklu Sultanı Alaeddin  Keykubat'a göndermiş.Karagöz, yine iş bulamadan Kırklareli' ne dönmüştür.
Aradan yıllar geçmiş.Selçuklu Devleti yıkılmış.Orhan Bey, Bursa'yı almış.Bunu duyan Karagöz, ailesini de yanına alarak Bursa'ya varmış.Demirtaş köyüne yerleşmiş.
Orhan Bey, Bursa'yı zenginlestirmek istediği icin ilk olarak hemen bir cami yapılmasını buyurmuş.Ustabasılığını da Hacı Ivaz Ağa'ya( Hacivat) vermiş.
Karagöz'de burada bağlantı demirlerini yapmakla görevlendirilmiş.İlk günler, kimseyle ilgilenmez; kendi başına sessiz çalışırmış.Ancak zamanla diğer çalışanlarla yakınlık kurmuş.Nükteli konuşmalarıyla cevresindekileri eğlendirmeye başlamış.Hacivat ile de yakınlık sonucu eğlenceli söyleşiler başlamıs.Onlar konuşurken bütün calışanlar onları seyredermis.Bundan dolayı işler aksamaya başlamış.
Ve birgün Orhan Bey, inşaat yerine gelmiş.Bakmış kimse çalışmıyor.Isciler, Hacivat ve Karagöz'ü dinliyorlar.
Bu duruma çok kızınca, Karagöz'ün başını vurdurmuş.Karagöz, Cekirge yakınlarına gömülmüş.
Aradan uzun bir zaman geçmiş.Sultan Orhan Bey, Karagöz'ü öldürttüğüne pişman olmuş.Hacivat'ı aratmış ama Hacı İvaz, arkadaşı Karagöz'ün basına gelenlerden korkarak Hacca gitmek üzere yola çıkmış ama yolda eşkiyalarca öldürülmüs.Katilleri kendi köpeğinin yardımıyla bulunup asılmış.
Bunu duyan Orhan Bey'in üzüntüsü kat be kat artmış.Onları cok iyi tanıyan Şeyh Küşteri'yi yanına cağırtarak, Karagöz ve Hacivat'ı anlatmasını emretmiştir.
Şeyh Küşteri de" izin verirseniz, ben onların durumlarını bir oyunla canlandırayım" demiş.Bir çanak, biraz kül, biraz zeytinyağı ve bir beyaz tülbentle onları canlandırmıştır.
Kül ve zeytinyağını çanağa koyarak bir meşale yakmış.Tülbendi germiş ve ışıkla perdenin arkasına gecmiş.Sağ pabucuyla Karagöz'ü, sol pabucuyla Hacivat'ı perdeye getirmis.Osmanlıca diyebileceğimiz bir dille konusturmuş.Karagöz, Hacivat'ın sözlerini anlamamış.Ters ters karşılıklar vermiş.Söylesileri böylece sürüp gitmiş.Karagöz, halktan biri.Hacivat, medresede yetişmis, bir divan efendisi.Diğer tipler Celebi, Zenne, Tiryaki, Tuzsuz Deli Bekir, Altı Karış Bebe Ruhi'dir.
Karagöz oyunu, 19.yüzyılda yazıya geçirilmeye baslanmış, yirmisekiz oyunda birleştirilmiştir.
Bizdeki geleneksel  oyunlar dışında, batılı anlamda tiyatro eserlerinin yazımı Tanzimat'ın ilanından sonra başlar.
Ilk yerli tiyatro eserimiz, 1859'da Şinasi'nin yazdığı " Şair Evlenmesi" dir.
Ve şimdi" Tiyatro Bayramı" olarak kutlana günde, 27 Mart " Dünya Tiyatro Günü" ndeyiz. Ve bu günde Ülkemizde tiyatro ile ilgili ilk bildiriyi yazmış, tiyatronun her aşamasının öncüsü Muhsin Ertuğrul'u da anmalı.Ayrıca, müslüman kadınlarına sahne yolunun açılmasına öncülük eden , ilk müslüman kadın oyuncumuz"AfifeJale" yi de belirtmeden geçmeyelim.
Edebiyatımızda tiyatro eserleri bulunan yazarlarımızın sayıları azımsanamayacak kadar coktur.Tanzimat Edebiyatı'ndan başlayarak simdilere dek uzanan eserler...
Gelelim Elazığ'a.Gakkolar Diyarı'na.
İlimizin en köklü sanat kuruluşlarından olan" Sehir Tiyatrosu"1975 yılında Rıdvan  Dağlar yönetiminde çalışmalarını sürdürmüştür.il dışında da gösteriler sunarak.
Osmanlı Imparatorluğu döneminde, Istanbul sanat cevrelerinin de tanıdığı Harputlu Şaşı Husam, simdilerde Rıdvan Dağlar, Milad Erdoğmuş ve Abdullah Şekeroğlu şehrimizin sanatcılarıdır.
1997 yılında Elazığ Şehir  Tiyatrolarının yetistirdiği değerlerimiz arasında Dr Mehmet Reşat Bulut'da vardır.Fırat Üniversitesi Ögretim Üyesi ve Elazığ Belediye Konservatuvarı Tiyatro Bölüm Başkanı sanatçı hemşehrimiz,24 Ocak depremi ve pandemi süresince cocuklara gösteriler yaparak; psikolojik destek çalışmaları ile sanatçıların toplumsal motivasyonun en önemli unsurları olduğunu, çalışma ve başarılarıyla göstermiştir.
Ve büyük kurtarıcımız Atamız da" Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir" veciz sözüyle bize sanatın yaşamın bir parçası olduğunu vurgulamıştır.
Değerli Okuyucularımız,
Nasıl ki tiyatro, gönüller arasında bir bağ; kalp perdesini açan bir sanat dalıysa, sizinle de satırlarla aramıza bir köprü kuralım mı?Beraber gülüp, beraber ağlayıp, beraber düşünelim mi?
Simdi beraberce, tiyatrocularımızın bu önemli gününü kutlayıp; sonsuza uğurladıklarımıza da RABB'İMİZDEN  rahmetler dileyelim.
Sanatın her dalında buluşmak üzere...Kalın sağlıcakla ..

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
30Haz

Havada Kuş Sesi Var

07Haz

Tesadüfe Bakar mısınız?

31May

Camdan Kalp

26May

Arkadaş

19May