DEPREM DEĞİL İHMALKÂRLIK YIKTI


Elazığ’ın deprem kuşağında olduğunu bilmeyenimiz yok. Ve yine oturduğumuz binanın depreme ne kadar dayanıklı değil onu da bilmeyenimiz yok. 1999 Marmara depreminden sonra çıkartılan ve 2000 yılında yürürlüğe giren yönetmeliği uygun inşa edilmiş binalarda oturanların içi rahat ve öyle de olsun.  Zira bu binalarda eğer imalattan ve denetimden kaynaklı bir zafiyet yoksa güvenli binalardır.

Asıl sorun, 2000 yılı öncesi yapılan binalar. Sürsürü ve Mustafapaşa’da yıkılan binaların ortak özelliklerine bakılırsa her üç binanın da yapım tarihi 1982 yılı olmasıdır.

Ağır hasarlı olup taşıdığı risk gereği yıkımı devam eden bina ve okulların yapım tarihleri de 1980 ve daha önceki yıllara ait.

30-40 yıl önce yapılan ve bugüne kadar irili ufaklı birçok depremle yorulan ve zaten ekonomik ömrünü tamamlayan binalar, şimdilerde hiç bir hasar belirtisi göstermese bile riskli yapılardır ve acilen dönüşmesi gerekmektedir.

Şimdiye kadar bazı binaların dönüştüğünü de görmedik değil. Kendi binalarının tehlikeli olduğuna inanan ve bunu tüm kat maliklerinin de onaylamasıyla dönüştürülen binalarımız oldu. Ancak bu dönüşümler rantı yüksek alanlarda ve müteahhitlere haklı olarak kar sağlayabilecek alanlarda oldu.

Bu değişimin en sakat tarafı ise parsel bazlı olmasıydı. Müteahhit önce bir parseli alıyor, ardından da komşu parsellere talip oluyordu. Çoğu kez de komşu parseldeki kat sahipleri ile anlaşamıyor ve bir bakıyorsunuz bir kat ya da iki kat üzerinde yükselen binalar ortaya çıkıyor.

Yaşadığımız deprem de gösterdi ki artık parsel bazlı dönüşüm dönemi kapanmıştır. Hatta yeni dönemde valiliğin çöken binalarda uygulamaya koyduğu ve basına dağıttığı gibi sadece bir adada da değil birçok adada ve bir bütünlük içinde bu dönüşümü sağlamalıdır.

Yapılacak adalar bazlı dönüşümde gerekirse çok aktif olmayan sokaklar iptal edilmeli ve blok nizamlı yapılacak sitelere birkaç noktadan giriş verilmelidir.

Geçtiğimiz yıllarda hayata geçirilen yeni imar revize planı vatandaşlara bu konuda büyük imkân sağlamaktadır. Örneğin Mustafapaşa’da beş katlı imar 10 kata çıkarılmış ve vatandaşın müteahhitlerle pazarlığında büyük bir avantaj sağlanmıştır. Bir örnek verecek olursak bir adada  bulunan 200 daire karşılığında müteahhit 400 daire yapacak ve bu avantaj ile kat sahiplerinden herhangi bir bedel talep etmeyeceği gibi rantı yüksek olan bazı mahallelerimizde kat sahipleri hem yeni ve güvenli binalara sahip olacak hem de bir miktar para alabileceklerdir.

İmarın 5 kattan 10 kata çıkarılmasındaki espri vatandaşın elini güçlendirmek ve kentsel dönüşüme acil kapı açmaktır. Yönetmeliğe ve yapım şart ve tekniğine uygun yapılırsa 10 kat hatta 12 kat kesinlikle bir risk oluşturmaz. Hatta çok eleştiri alan 28 katlı binadan hiçbir sorun gelmediğine göre Elazığ için 12 kat dikey mimari sayılmaz ve asla risk teşkil etmez.

Gelinen noktada artık küçük hesap yapmak ve ederinden ve değerinden fazla rant elde edeyim diye kentsel dönüşüme ket vurmak doğru bir yaklaşım olmaz. Herkes hem kendi binasını hem de binasının değerini biliyor. Hemen birleşelim ve dönüşümü başlatalım. Ama parsel değil ada bazında bunu yapalım.

Depremde hayatını kaybeden tüm hemşerilerime Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum. Ve tüm Elazığ’a geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

serkangurturk@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
05Ağs

Mazeret Değil Başarı Bekliyoruz

29Tem

Bakan, Bakakalırsa…

15Tem

Destanın 5. Yılı

08Tem

Turizme Profesyonel Bakmak

01Tem

Güven Siyaseti